İçeriğe geç

Vâkıa bütün selefleri gibi, bir kısım hazımsız mütemerritlerce onların da önleri kesilmek isteniyor, değişik karalama kampanyalarıyla itibarsızlaştırma densizliklerine başvuruluyor, sürekli köpürüp duran haset ve kıskançlık hissiyle Allah’ın onlarla yaptırdığı müspet şeylere karşı yıkma hamleleri de eksik olmuyordu. Hatta küfrün yaptırmadığı hususlar şeytanları sevinçten şahlandıracak şekilde onlara karşı reva görülüyordu ama onlar bütün bu olumsuz hamlelere “Bu yolda yürüyenlerin kaderi” deyip, olanları “radînâ billâhi”3 iksiriyle tuz-buz edip, oluşturdukları alternatif yöntemlerle hız kesmeden yürüyorlardı Hak hoşnutluğu ufkuna doğru.

Onlar yürüyor, zaman büzülüyor, zemin onların ayaklarına yüz sürme mahviyetiyle soluklanıyor. Böylece mebde’deki sızıntılar birer çağlayana dönüşüyor; ümitler, yeni ümitler ufkuyla daha bir derinleşiyor; çiseleme şeklindeki rahmet damlaları sağanak yağmurlara inkılap ediyor; kayıplar kuşağı gibi görünen atmosferde sürpriz kazanımlar yaşanıyor; zulmetler sarmalında hırıltılar duyulmaya başlıyor ve beklenmedik bir kısım ışık tayfları kırık gönüllere iç içe şehrâyinler yaşatıyor.

Selim his, selim mantık ise, dudaklarından dökülen,

“Gamı, tasayı bırak iraden canlı ise,
Bir gün kat etmiştin o aşılmazları böyle;
Ümit kaynağı olmuştun herkese,
Ve şimdi ben susuyorum, sen söyle…”

terennümüyle, işi sükût dilinde hikmete emanet ediyor ve “Allah doğruların yardımcısıdır!” diyor.

Çağlayan, Nisan 2017

1 Bakara sûresi, 2/153.

2 Bkz.: Müslim, fiten 19; Tirmizî, fiten 14; Ebû Dâvûd, fiten 1.

3 Buhârî, ilim 29, daavât 35, fiten 15, i’tisam 3; Müslim, sıyâm 197, fedâil 136, 137.

5