vaiz-i umumiliği ve hem Darü'l-Hikmetin azaları orada Diyanet Riyasetinin azaları olmakla, o da içinde bulunmakla beraber meb'us olmak ve daha ne isterse yapılacak diye teklif ettikleri halde sırf sünnet-i seniyeye muhalif hareket etmemek için o teklifleri kabul etmeyip—şimdi—yirmi beş sene işkenceli bir esareti kabul eden Üstadımıza elbette Hz. Ali'nin (r.a.) ulemaü's-su'a hiddet ettiği zaman ona karşı hususi iltifatı olacak ve o mânevî mecliste onu okşayacak. Onun için bu hal bir emaredir ki Hz. Ali (r.a.), Hz. Gavs-ı Geylânî (r.a.) gibi umum muhatapları içinde bu Risale-i Nur'un bir vasıtası olan Hocamıza işareten iltifat ediyor.
نَحْنُ عَلَى التَّحْقِيقِ غَوْثٌ لِكُلِّ كُرْبَةٍ 1 fıkrasında gavs lafzıyla Gavs-ı Geylânî'nin müridine şefkatle bakmasına, Hz. Ali'nin (r.a.) baktığını ima ediyor.
Üçüncü emare: Ulema bahsinin evvelki satırında diyor.
فَمَنْ اَرَادَ اللهُ اَنْ يُعِينَهُ اَتْحَفَهُ بِهٰذِهِ السَّكِينَةِ - 2 - HAŞİYE-2
Dipnotlar
- Biz Al-i Beyt'ten, her kurbet ve şiddet zamanında birer Gavs çıkıp imdat eder.
- Bu satırda Gavs'ın تَعيشُ سَعيدًا fıkrasındaki سَعيدًا lafzı, يُعينَهُdahi aynen اَلسَّكينَةِyine aynen gösteriyorlar. Her birisi سَعيدًا oluyor. Demek Gavs gibi bu fıkra Said ile konuşuyor. هـ harfi beştir. Dördü "Dal"dır. Biri "Dal" üstündeki tenvinden gelen vakf için elif'e mukabildir.
- Kim inayet-i İlâhiyeye mazhar ise Hz. Cebrail'in tabiri ile bu Sekine-i Kudsiye olan İsm-i Âzamı Cenâb-ı Hak ona hediye eder. Onunla o zamanın şer ve fitnelerinden kurtarır.
- Cay-ı dikkattir ki: Bu iki satır mânâ itibariyle doğrudan doğruya Risale-i Nur naşirine baktığı gibi cifir ve ebced hesabıyla yine bakıyor. Çünkü اَتْحَفَهُ بِهٰذِهِ السَّكينَةِ cifir ve ebced hesabıyla bin üç yüz kırk dokuz (1349) tarihini gösteriyor ki, Risale-i Nur'un galibaneintişar ve tekemmül tarihidir. İkinci satır فَكُلُّ مَنْ لَاحَتْ لَهُ السَّعَادَةُ ﱳ كَانَ لَهُ فِى الْجيدِ كَالْقِلَادَةِ yine cifir ve ebced hesabıyla bin üç yüz yirmi dokuz (1329) ediyor ki, Risale-i Nur naşirinin hakiki mebde-i mücahedesi tarihidir. Yalnız bu اَلسَّعَادَةُ ve اَلْقِلَادَةِ 'deki iki ة vakfa rastgeldikleri için kaidetenهـ sayılırlar. Elhasıl bu iki satır üç cihet ile Risale-i Nur naşirine bakıyor. Birincisi: İsm-i Âzamı tazammun eden altı ismin ona hediye edildiğini ve onunla muhafaza edilmesi aynen vaki olmuş ve olmaktadır. İkincisi:يُعينَهُcifirce Said, اَلسَّكينَةِ cifirce yine Said اَلسَّعَادَةُ mânen ve lafızca yine Said oluyor. Üçüncüsü: Evvelki satır Risale-i Nur'la mücahedenin bugününü, ikinci satır mücahedenin mebdeini tam tamına tarihiyle gösteriyor. İşte bu iki satır Risale-i Nur naşirinin yirmi senelik mücahedatının biri mebdei, diğeri müntehasını göstermesi elbette tesadüf olamaz. Belki mücahedenin makbuliyetine bir işaret-i gaybiyedir. Ve Hz. Ali'nin (r.a.) bir sikke-i tasdikidir.Süleyman Rüştü, Hüsrev