hidayetini murad buyurduğunu dalâlete sürükleyecek, zor kıldığını kolaylaştıracak, kolay hâle getirdiğini zorlaştıracak hiçbir kimse, hiçbir merci’ ve hiçbir otorite yoktur. Mal ve makam sahiplerinin sahip olduğu şeyler de, Senin lütuf ve ihsanının yerine geçip kendilerine fayda vermez.
Benim Rabbim Sübhan’dır; bütün kemâlât ile muttasıf, her eksiklikten de münezzehtir. Kadri yüce, şanı yüksek, müteâl Aliyy.. en büyük ve ulu, Azîm.. her şeye yeten ve herkesin hesabını görecek Hasîb.. dilediği gibi hüküm veren biricik hüküm sahibi Hakem.. her icraatında adl ü istikameti takip eden Adl.. zâhir-bâtın her şeyi görüp kontrol eden Rakîb.. ulular ulusu Bâzih.. yegâne azamet sahibi Şâmih.. dualara icabet eden ve isteklere mukabelede bulunan Mücîb.. kimseye muhtaç olmayan Ğaniyy.. doğru noktaya ulaştıran Reşîd.. yakışıksız şeylere hüsn-ü muamelede bulunan Sabûr.. nefislerde ürperti ve haşyet hâsıl eden Celîl.. eşi-benzeri olmayan şeyler yaratan Bedî’.. her şeyin biricik ışık kaynağı Nur.. her hükmünde âdil olan Muksit.. zâtında her türlü kemâlâtı cem’ eden ve mahşerde herkesi toplayıp biraraya getiren Câmi’.. dilediği şeyleri veren Mu’tî.. istediği şeyleri vermeyen Mâni’ yalnız O’dur.
Allah’tan başka bir ilah yoktur. Güvenilip dayanılan ve Kendisine itimat edilen Vekîl, her şeyi ra’ye’l-ayn bilen Şehîd O’dur. Allah’tan başka bir ilah yoktur. Kudret-i kâhire sahibi Metîn, zâtî şan ve şeref sahibi Mecîd O’dur. Allah’tan başka bir ilah yoktur. Nazîri, veziri, dengi, benzeri olmayan bir yektâ Vâhid, kâinatları idare eden, her şeyi gözeten Vâlî yine O’dur. Her türlü tehlike ve korkuya karşı, “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah/Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm) O’nun elçisidir. (3 defa)”; her türlü bolluk ve bereket için, “elhamdülillah/Bütün hamd ü senalar Allah’a mahsustur”; her türlü genişlik için, “eşşükru lillah/şükür Allah’adır”; hayret ve hayranlık uyandıran her şey için, “sübhanallah/Allah’ın şanı yücedir. O bütün evsâf-ı kemâliyenin biricik sahibidir”; her darlık için, “hasbiyallah/Allah bana yeter”; bütün günahlar için, “estağfirullah/Allahım, beni bağışla”; her üzüntü ve keder için, “mâşâallah/Allah neyi dilerse o olur”; kader ve kazanın her türlüsü için, “tevekkeltü alallah/Allah’a dayandım ve tevekkül ettim”; bütün musîbetler için, “innâ lillah/biz Allah’a aidiz, O’ndan geldik, O’na döneceğiz”; her tâat ve ma’siyet için, “lâ havle velâ kuvvete illâ billah/tâatleri yerine getirmek ve günahlardan uzak durmak ancak Allah’ın havl ve kuvvetine dayanmakla olur” ve her türlü hüzün için de, “isteantü billah/Allah’ın yardımına sığındım” deriz. Bütün bunlara karşı hazırlığımız işte bu kudsî kelimeler ve onlara temel teşkil eden mülahazalardan ibarettir.
“Allahım! Senden başka ilah olmadığına, Senin hiçbir ortağın bulunmadığına ve Hazreti Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselâm) Senin kulun ve resûlün olduğuna; Seni, hamele-i arşını, meleklerini ve bütün mahlûkatını şâhit tutarak sabahladık. Gerçek güç ve kuvvet Aliyy ve Azîm olan Allah’a aittir. (3 defa)” Ey dünyada Rahman, âhirette de Rahîm isminin tecellîleriyle muamelede bulunan Allahım! Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et; bizim Mevlâmız Sensin ve Sen rahmet ve şefkati en hayırlı, en güzel olansın.
Maddî-manevî hastalıklara şifa bahşeden Allah’ın adıyla ki O Allah, Kendini bize “esmâ-i hüsnâ”sıyla bildiren ve sıfât-ı sübhâniyesiyle zihin, mantık ve muhâkemelerimize bir çerçeve vaz’eden, bütün esmânın Müsemmâ-yı Akdesi ve bütün evsâf-ı kemâliyenin Mevsûf-u Münezzehi, ulûhiyet tahtının biricik mâliki ve rubûbiyet arşının sahib-i bîmisali Zât-ı Ecell ü A’lâ’dır. Yarattıklarının ihtiyaçlarını karşılama ve sıkıntılarını gidermede kâfî Allah’ın adıyla ki, O Allah, “Mâbud-u bi’l-hak” ve “Maksud-u bi’l-istihkak”tır. Kullarına afv u afiyet ihsan eden Allah’ın adıyla ki, O Allah, yarattığı her şeyle Kendini ifade eden ve bin bir dille vicdanlara varlığını duyuran, böylece zamandan, mekandan münezzeh olduğu halde her yerde hâzır ve nâzır bulunduğunu hatırlatan bir Mâlum-u Müteâl ve bir Mevcud-u Bîmisaldir. “Yüce ismi anılınca ne yerde ne de gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın ismiyle ki, O Semî’ ve Alîm’dir. (3 defa)”