Bu kadro, mektepteki mukayyed ve müeddep çocuklardan, sokaklardaki serâzâd ve âvâre vatan evladına kadar herkese bağrını açacak ve her sineye ruhunun ilhamlarını boşaltarak, onları yarınların bilgi, hüner ve dehâ sahipleri olarak yetiştirip toplumun istifadesine sunacak; ışık yuvaları, yurdu, pansiyonu, okulu, üniversitesi, mâbed ve tekyesiyle herkesi ve her kesimi çağın levsiyatından arındırarak insanî kemalâta yönlendirecektir.
Yine bu kadro, gazete, mecmua, radyo ve televizyon gibi güçlü medya silahlarını ehlîleştirerek bir taraftan onları millî ve dinî hayatın sesi-soluğu hâline getirecek, diğer yandan da bunlarla karanlık duygu, karanlık düşünce ve kapkara seslere insan olma yollarını gösterecektir.
Ve yine bu kadro, dış baskılarla, iç sapmalarla, her günkü havaya göre şekil ve yön değiştiren talim ve terbiye müesseselerimizi Avrupa ve Amerika vesayetinden kurtararak hâlin gereklerine açık ve tarihî perspektife göre tanzim ederek, programı, metodu ve üslûbuyla gayeli bir konuma yükseltecektir.
Bu sayede milletçe duygu, düşünce sefaletinden, ezbercilikten, şablonculuktan gerçek ilmî düşünceye, çeşitli rezaletleri sanat unvanıyla tezkiyeden hakikî sanat ve estetiğe, menşei meçhul görenek ve tiryakiliklerden din ve tarih kaynaklı ahlâk şuuruna, bizi bitirip-tüketen, sinelerimizdeki değişik düşüncelere kilitlenmelerden hizmet-teslimiyet-şuur ve tevekkül vahidine yükseleceğiz.
Dünyada yeni oluşumlar furyası yaşanadursun –aslında biz, ne kapitalizm partasından ne komünizm fantezisinden ne onun sosyalizm kırığından ne sosyal demokrasi melezinden ne de liberalizm eskisinden yeni bir şeylerin meydana geleceğine inanmıyoruz–. Gerçek, yeni dünya düzenine açık bir âlem varsa, o da bizim âlemimizdir. Gelecek nesiller bunu bizim Rönesansımız olarak da ele alabilirler.