İçeriğe geç

Şimdiye kadar her asrın bir kerameti olmuştur: Evet, milâdî altıncı asırda insanlığın yeniden var olması, onuncu asırda pek çok Türk boyunun İslâm’la bir kere daha dirilmesi, on dördüncü asrın başında da, Söğüt’ün bağrında yusufçuğun kelebeğe dönüşmesi gibi bir metamorfoz kerameti yaşanmıştır. Zannediyorum yirmi birinci asrın kerameti de milletimiz ve ona bağlı milletlerin devletler muvazenesindeki yerlerini almaları şeklinde zuhur edecektir. Dünya tarihinin istikamet ve akışını da değiştirecek olan bu yeni tekevvün, ruh, ahlâk, aşk ve fazilet yörüngeli olacaktır. Evet, ilim, ahlâk, hak ve adalet mücadelesi de diyebileceğimiz bu mânevî cihadımızla, yıllardan beri dünyanın değişik yerlerinde perişan ve derbeder olmuş mübarek milletimizin bütün parçalarını bir araya getirerek, bugüne kadar sahipsiz ve idealsiz kalmış nesillerin, bir mefkûre etrafında ve “Livâu’l-Hamd”e erme neşvesiyle yeni bir “ba’sü ba’de’l-mevt” yaşayacaklarına inanıyoruz.

106