Hem nakl-i sahihle, bir defa Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm seferde, namaz kılacak vaktinde, atına dedi: "Dur." O da durdu, namaz bitinceye kadar hiçbir âzâsını kımıldatmadı.1
Beşinci hâdise: Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın hizmetkârı Sefine, Yemen Valisi Muaz ibni Cebel'in yanına gitmek için, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmdan emir alıp gitmiş. Yolda bir arslan rast gelmiş. O Sefine ona demiş: "Ben Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın hizmetkârıyım." Arslan ses verip ayrılmış, ilişmemiş. Diğer bir tarikte haber veriyorlar ki: Sefine döndüğü vakit yolu kaybetmiş. Bir arslana rast gelmiş; arslan ona ilişmemekle beraber, yolu da göstermiş.2
Hem Hazret-i Ömer'den haber veriyorlar ki, demiş: Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın yanına bir bedevî geldi. Arapça "dabb" denilen bir susmar, yani keler elindeydi. Dedi: "Eğer bu hayvan sana şehadet etse ben sana iman getiririm, yoksa iman getirmem." Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm o hayvandan sordu. O susmar, fasih bir dille, risaletine şehadet etti.3
Hem Ümmülmü'minîn Ümmü Seleme haber veriyor ki: Bir ceylân Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmla konuşmuş ve risaletine şehadet etmiş.4
İşte bunun gibi çok misaller var. Hem de kat'î şöhret bulmuş birkaç nümuneyi gösterdik. Ve Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmı tanımayana ve itaat etmeyene deriz:
Ey insan, ibret alınız! Kurt, arslan, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselamı tanıyor, itaat ediyorlar. Sizlerin hayvandan, kurttan aşağı düşmemeye çalışmanız iktiza eder.
İKİNCİ ŞUBE: Cenazelerin ve cinlerin ve melâikelerin Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmı tanımalarıdır. Bunun da çok hâdiseleri var. Nümune için, şöhret bulmuş ve mevsuk imamlar haber vermiş birkaç nümuneyi, evvelâ cenazelerden göstereceğiz. Amma cin ve melâike ise, o mütevatirdir; onların misalleri bir değil, bindir.
Dipnotlar
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:315; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:95.
- Tebrîzî, Mişkâtü'l-Mesâbîh, 3:199, no. 5949; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:606; el-Askâlânî, el-Metâlibü'l-Âliye, 4:125, no. 4127; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 9:366-367; Ebu Na'îm, Hilyetü'l-Evliyâ, 1:368-369; İbni Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 6:147.
- el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 8:293-294; el-Hindî, Kenzü'l-Ummâl, 12:358; İbni Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 6:149-160; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:632; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:79.
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:314; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:91; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 8:295.